Bugün bunu ele almak istiyorum; Avrupa ve Türkiye arasındaki fark ne? Tabiki şöyle salakca bir şekilde ele almayacağım; Avrupa’da şu var Türkiye’de yok gibisinden. Merak ettiğim; neden yok arkadaşım? Bugün okudum, 1500′lü yıllarda İngilizler domatesin zehirli olduğuna inanıyormuş! Hatta daha beteri bu adamların foseptik gibi bir sistemleri olmadığı için İstanbul büyükelçiliğini bizimkiler çevreyi rahatsız etmesinler [...]
Tamam son zamanlarda tüketici yönümü bloga çok fazla yansıttığımın farkındayım ancak bahsetmeden edemeyeceğim. Tarih: 21.07.2008 / 16.30 Bir elimde telefon, bir yandan online bilet koşturmacası, arada bir şeyler yeme gayretindeyim. Telefonla Isparta planımı yapıyorum, online bilet almak için Kamilkoc.com.tr ile cebelleşiyorum. Tabi o sıralar farkında değilim 10 saatlik bir işkenceyi başıma almak üzereyim. “İşleminiz başarılı” [...]
Müşteri Hizmetleri’nin iyi olmadığı konusunda daha önce yazı yazmıştım ancak şimdi %100 çark etmiş bir “ben” ile karşılaşacaksınız. Nitekim, 7 Temmuz’da biletimi alıp servise bineceğim noktaya ulaştım. Kısa bir süre servis geldi. Bir tek ben vardım servise bindim ve İstanbul Esenler Otogar’ına doğru hareket ettik. Yoğun trafiğe rağmen, otobüsün kalkışına 5 dakika kala terminale ulaştık. [...]
Lost’tan Sawyer’ın oynadığı Magnum reklamından bahsediyorum. İlk duyduğum günden beri hoşuma giden şarkıyı nihayet buldum ve paylaşayım dedim. Şarkı Louie Austen’ın Bewitched Sexy albümünden Glamour Girl şarkısı.
Bugün canım film izlemek istedi ve izledim. Dün gece Fool’s Golden’ı izliyip hiç zevk almadığım için animasyon tarzında bir film izlemenin iyi olacağını düşündüm. Vizyondakilere bakarken Horton Hears a Who filmini gördüm ve dikkatimi çekti. Warner Bros ve Ice Age’in yapımcıları tarafından yapıldığınıda duyudnca daha fazla heyecanlandım. Filmi izledim. 10 üzerinden 6 gibi bir puan [...]
Geçtiğimiz günlerde Tiffany bir t-shirt yarışması düzenledi ve en çılgın t-shirtleri seçti. Sonuçları incelediğimde çok hoşuma gidenler oldu. Ama içlerinden bir tanesi vardıki çok hoşuma gitti. Çölde kutup ayısıyla fotoğraf çektirmek :)
Kullanıcılar internetten zahmetsiz alışverişin keyfini aldıkça sektör daha aktif ve daha rekabetli bir durum içine giriyor. Rekabet son kullanıcıya her zaman olduğu gibi indirim, promosyon ve diğer avantajlarla yansıyor. Aynı ürünü mağazaya gidip 3 YTL’ye alabilen kullanıcı oturduğu yerden sipariş verdiği halde o ürünü 1.5 YTL’ye alabiliyor. Buraya kadar bahsettiklerim hep online alışverişin iyi yüzü. [...]
31 Aralık gecesi 10,9,8,….3,2,1 derken bugün Mart ayına girdiğimizi anımsadım.Yani 2008 Şubat’tan sonra gelen ay, yılın ilk çeyreğinin dolmasından 1 önceki ay, kedilerin cinsel dürtülerinin arttığı ay, 2. dönem vizelerinin başlayacağı ay, havaların ısınmaya başlayıp rahat rahat yaşanacak hale gelmesini umduğum ay… diye uzatırda giderim. Nasolsa boş muhabbet tam benlik. Saptık gene konudan. 3 ay [...]
My Name is Earl, bugünlerde işi gücü bırakıp 1. bölümünden tekrar izlemeye başladığım bir dizi. Yada teoriğin dışına çıkarsak tipik Amerikan tavırlarının komikleştirilmesi. Ne gibi? Çok örneği var her ne kadar şimdi aklıma gelmesede. Berbat bir giriş yapıp birinci paragrafta yeterince rezil olduktan sonra (ki bu konuda ciddiyim ilk yazdığım gibi bıraktım hiçbir değişiklik yapmadım) [...]
Sıcağı sıcağına yazıyorum :) 5 dk önce filmden çıktım ve bulduğum ilk wireless ile yaptığım ilk iş bu yazıyı yazmak. Ayrıntılı olarak filmi inceleyelim. Daha önce Maskeli Beşler Kıbrıs filmini izlemeden önce fragmanını gördüğümde “tip bir Amerika dünyayı kurtardı” tezini savunduğumu belirtmiştim. Ve filmden çıktıktan sonra bu tezimde haklı olduğumu gördüm. Ama Demir, bana filmin [...]
Saturday, June 12, 2010
0 Comments